Turizm sektörü son zamanlarda ciddi zorluklarla karşı karşıya. Türkiye Seyahat Yazarları Influencer ve Gazeteciler Derneği (TUSGADER) Başkanı Akif Budak, yaşanan sorunların yalnızca jeopolitik olaylar veya Körfez kaynaklı krizlerle açıklanamayacağını belirtti. Asıl problemin artan maliyetler ve sektördeki yapısal kırıklıklar olduğunu vurgulayan Budak, Türkiye’nin rekabet gücünü koruyabilmesi için devlet destekli sübvansiyon mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Budak, "Pahalı destinasyon imajı bir kez oluştu mu, bunu tersine çevirmek yıllar alabilir" dedi.
Yalnızca Dış Faktörler ile Açıklanamaz
Akif Budak, turizm sektöründeki sorunların sadece dışsal faktörlere atfedilmesinin yetersiz kalacağını dile getirdi. Mevcut krizin, iç dinamiklerden bağımsız görülemeyeceğini belirten Budak, "Bu darboğazı sadece jeopolitik gerginliklerle ilişkilendirmek, yapısal sorunları görmezden gelmek demektir" dedi. Türkiye'nin uzun yıllar boyunca kaliteli hizmet sunarak oluşturduğu 'uygun fiyat' avantajı, artık ciddi bir baskı altına girdi. Gıda, alkol ve enerji gibi maliyet kalemlerinin artışı, sektördeki rekabet gücünü zayıflatıyor.
Artan Giderler ve Rekabet Gücü
Türkiye’nin turizmdeki önemli avantajlarından biri olan "uygun fiyata yüksek hizmet kalitesi" formülünün baskı altında olduğunu kaydeden Budak, işletmelerin yükselen maliyetleri konaklama fiyatlarına yansıtmak zorunda kaldığını belirtti. Bu durum, Türkiye’nin Yunanistan, İspanya veya Mısır gibi rakip ülkelerle olan fiyat avantajını kaybetmesine sebep oluyor. "Fiyatlar artarken, hizmet kalitesi yerinde sayarsa, tatilcilerin sadık müşteri olma durumu sorgulanır hale geliyor" diye ekledi.
Kâr Marjlarındaki Düşüş
Özellikle "her şey dahil" sistemin öne çıktığını ifade eden Budak, alkol ve gıdanın otellerin en büyük gider kalemlerinden biri olduğunu belirtti. Artan vergiler ve enflasyon, otel işletmelerinin kâr marjlarını tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. Budak, enerji maliyetlerinin de bu süreçte ciddi bir yük getirdiğine dikkat çekti. Mevsimsel dalgalanmalara yönelik yönetim zorluğunun arttığına vurgu yaparak, nitelikli personeli sektörde tutmanın giderek daha zor hale geldiğini ifade etti.
2026 Hedeflerinin Gerçekleşme İhtimali
Yerli turistlerin alım gücündeki azalma üzerine değerlendirmelerde bulunan Budak, "Eğer operasyonel maliyetler bu hızla artmaya devam ederse, 2026 yılı için belirlenen hedeflerin sadece kâğıt üzerinde kalması riski oldukça yüksek" uyarısında bulundu. Artan maliyetlerle baş edemeyen işletmelerin, hedeflerini gerçekleştirme konusunda ciddi sıkıntılar yaşayabileceği öngörülüyor.
Pahalı Destinasyon Imgesi Riski
Budak, "Pahalı destinasyon" algısının sektörde yarattığı riski şu şekilde özetledi: "Bir kez bu imaj oluşursa, geri döndürmek son derece zor hale geliyor." Bu durum, Türk turizminin uluslararası pazardaki çekiciliğini olumsuz etkileyebilir. Başarılı bir yeniden yapılanma için etkili stratejilerin devreye alınması gerektiğini belirten Budak, acil aksiyon gerektiren bir durumla karşı karşıya olunduğuna işaret etti.
Devlet Destekli Sübvansiyon Çağrısı
Budak, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle rekabet edebilmek amacıyla kamusal mali desteklere ihtiyaç duyduğunu savundu. Özellikle AB düzeyinde rakiplerle aynı fiyat kalibresine ulaşabilmek için belirli maliyet kalemlerinde devlet bazlı desteklerin sağlanması gerektiğine vurgu yaptı. "Sübvansiyon mekanizmaları devreye sokulmalı ve bu konuda kamu desteği sağlanmalıdır" şeklinde değerlendirmelerde bulunarak, Türk turizminin geleceği için kritik bir adım atılması gerektiğinin altını çizdi.



